Yönetici

din kavramı

24-05-2020 18:27:13

 

Din kavramının detaylıca ve ikna edici şekilde kesin bir tanımı yoktur. Din kavramı kişisel ruhsal ve toplumsal bir kavramdır. Din her topluluklarda görülmüştür. Eski çağlardan günümüze tüm insanlık din kavramını yaşamıştır. Bunu mağara resimlerinde de görüyoruz. İnsanlar ilk çağlardan beri manevi bir arayış içerisindeler.

Tahminen ilk zamanlarda din güçlü doğa olaylarını anlamanın, korunma güdüsünün ve onları etkilemenin bir yoluydu. Güneş, ay, yıldızlar, ateş, doğum, ölüm, ölümden sonraki hayata olan inanma isteği ve en önemlisi hayatta kalmak için yapılması gerekenler insanları dini, manevi bir ihtiyaca itti.

Din duygusuyla oluşturulan ritüeller ile koruyucu ve yaratıcı güce yakınlaşma hissi toplumlara yayıldı. İlk zamanlar korunma ve anlama ihtiyacına cevap veren din zamanla toplumları şekillendirmeye ve toplumları yönetmeye yardım etmeye başladı.

Din kavramıyla birlikte hiyerarşi de başladı ve bu bazı kesimlerin işlerine gelmeye başladı.

Toplumlar karmaşıklaştıkça din de karmaşıklaştı ve siyasi ve askeri bir güç haline gelmeye başladı. Savaşlar daha fazla yemek bulmak yerine dini yaymak için yapılmaya başlandı. İstanbul'un Fethi bunun çok güzel bir örneğidir. Fatih'in başarısının en büyük nedenlerinden biri askerlerin iyi savaşçı ve itaat etmeleri değildir. Askerler ve Fatih Sultan Mehmed dini inanış ve nedenlerle İstanbul'u fethetti ve bir imparatorluk kurdu. Bir çağ kapandı yeni bir çağ açıldı. Bir imparatorluğu yok etti.

Bildiğimiz gibi bu konuda hadis var: "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden askerler ne güzel askerlerdir."

Kişiye Özel bir Yaratıcı: Din tahminen ilk insanların bir çok ihtiyacını karşıladı ve onlara ayinler, ritüeller ve tabular gibi sosyal hayatlarını düzenleyebilecekleri fırsatlar sundu. Artık uzay ve evrendeki yerleri biraz daha net olmuştu. Aksi halde evrendeki yerinin bilinmemesi olgusu daha korkunç olacaktı.

Din uğrunda sayısız insan zorluklar çekti veya bu uğurda bir çoğu şehit oldu. Bu gün bile insanların %75'inden fazlası bir dine inanıyor ve bu muhteşem bir şey.  Bu gün dahi gördüğümüz gibi Din Kavramı insanlık için bu nedenle temel bir ihtiyaçtır. 

Dolayısıyla dini kavramlar hoşunuza gitsin ya da gitmesin, insanlık varoldukça yaşamaya devam edecek temel bir ihtiyaçtır. Hayatımızdaki ve toplum hayatındaki yeri çok önemlidir.

Amazon Ormanlarında, Endonezya adaları ve Afrikada hala varlığını sürdüren çok eski dinler mevcuttur. İlk dinler denebilecek bu dinlerin ortak özelliği ise Bir Birliğe olan inançtır.  Milattan Önce 9. Yüzyılda İyonya'da yaşamış olan Ozan Homeros: "Bütün insanların yaratıcılara ihtiyacı vardır" demiştir.

En Eski Din:

Bu gün varlığını devam ettiren en eski dinin Hinduizm olduğu düşünülür. Hinduizm Milattan Önce 13. Yüzyılda güney hindistandaki dinlerin toparlanmasıyla oluşturulan bir dindir. Bu dinden Budizmin yanısıra Caynacılık ve Sihizm'de çıkmıştır.

Bu arada paralelde Çin Milattan Önce 17. yüz yılda imparatorluk haline gelmeye başladı ve buradan da yavaş yavaş Taoculuk ve Konfiçyüsçülük bu akımlardan gelişecektir.

Paralelde Yunanistan ve Roma'da çok tanrılı dinler gelişmekte idi.

Akdeniz ve çevresinde ise Mısır ve Babil dinleri yaşamaya devam ediyordu. 

İran'da ise ilginç şeyler oluyordu. Zerdüştlük bilinen ilk tek tanrılı din olarak ortaya çıkmıştı.

Musevilik ise aynı şekilde tek tanrılı İbrahim'i din olarak meydana gelmişti. Museviliği Hristiyanlık ve Müslimanlık izleyecekti.

Tabiki değişiklikler oldu İsa ve Krişna'da Tanrı'nın cisimleşmesi söz konusuyken Musa ve Muhammet'de tanrı vahiy yoluyla insanlara yol gösterdi.

Sonrasında 1800'lü ve 1900'lü yıllarda yeni bir çok din oluştu.

İnsanlık tarihi boyunca sayısız din yükseldi, çoktü ve yok oldu.

Hepsinin farklı inançları, ritüelleri ve inandıkları değerler vardı. Fakat dinlerdeki ortak özellikler de çoktu.

Dua, Hac, Oruç, Bayram, Tefekkür, tören ve ritüeller dinlerin ortak özellikleridir.

Bunun yanında Tevrat, İncil ve Kuran'daki ortak hikaye ve tavsiyeler okuyanı derinden etkilemektedir.

Kutsal emanetler de aynı şekilde ortak noktalar arasındadır. Aynı şekilde ortak ibadet yerleri ve yaratıcı sözleri de benzerdir.

İspanyol Felsefeci Gorge Santanyana çok güzel bir çıkarımda bulunuyor: Bir insanın hangi dine sahip olacağı, hangi dili konuşacağı kadar tarihsel bir tesadüftür.

İyilik ve kötülük çok temel iki zıt kavramdır ve Din iyiliği ve kötülüğü olabildiğince net bir şekilde tanımlar.

Aynı şekilde ölüm ve sonraki yaşam da temel net kavramlardır ve öldükten sonra ne olacağı dinler tarafından net bir şekilde tanımlanmıştır.

Çoğu din ölüm sonrası bir yargılanma sonunda Cennet veya Cehennem sonunu öngörürken Hinduizm gibi doğu dinlerinde ölümden sonra yine yargılanma sonunda insan yeniden doğar.

Din Savaşları:

Tüm dinler kendi içlerinde iyiliği, zarar vermemeyi, sonsuz mutluluğu vadederken insanlar en fazla mutsuzluğu, zulmü ve kötülüğü dini sebepler nedeniyle yapmıştır. 

Son zamanlarda ise din karşıtı hümanist felsefe ağır basmaya başladı.

Marksizm ve Leninizm modelleriyle din karşıtı toplumlar ve devletler oluşmaya başladı ve kısa bir süre önce Ateist, laik ve din karşıtı komunist devletler ortaya çıkmaya başladı.

Rusya, Güney Kore, Çin, Bulgaristan, Doğu Almanya ve hatta nerdeyse Türkiye bunlara örnek olacaktı.

Bazı dinler gelişen çağa ve bilime ayak uydurdu fakat bazılarıysa buna karşı durarak daha da katı bir şekilde modernizme karşı çıktı. 

Seküler yapı yani laiklik kavramı son 20 yılda düşüşe geçmiş durumda.

Bunun iyi olup olmadığı nerden baktığınıza göre değişir.

Müslümansanız mutlu olursunuz falat mantıklı bir müslümansanız yeni din savaşlarının yaklaştığını anlarsınız.

Gördüğünüz gibi din kavramı tanımı çok zor olan ve insanları en derinden etkileyen kavramlardan biri. 

Bu Başlığı Beğenenler
DiniSözlük Mavi
Cevap Yazabilmek İçin Giriş Yap Yada Ücretsiz Kayıt Ol