Editör

hz. ebubekir ve hayatı

26-05-2020 01:58:51

Hz. Ebu Bekir Sünni inanışına göre, Hz. Muhammed’in en yakın dostu, sahabesi ve dört halifeden ilkidir. Hz. Muhammed sonrası ümmete yani Müslüman toplumuna 632-634 yılları arasında iki sene liderlik yapmıştır.

Hz. Ebu Bekir’in Doğumu, Soyu

Hz. Ebu Bekir 573 yılında Mekke’de doğmuştur. Hz. Ebu Bekir’in ismi Abdullah’tır. Anne ve Babası Teym Kabilesi mensubudur. Teym Kabilesi’nin soyu Hz. Muhammed’in altıncı batındaki dedesi Mürre b. Kab ile birleşir.

Ebu Bekir hayatı boyunca hiç içki içmemiş, putlara tapmamıştır, hayatı boyunca örnek bir kişilik olmuştur. Hz. Muhammed’den iki yaş küçük olan Ebu Bekir’in lakabı kaynaklarda Atik olarak çokça geçmektedir. Bu lakap ‘’ Soylu, eski, azat edilmiş, güzel’’ manalarına gelmektedir. Atik lakabını Ebu Bekir’e kimin verdiğine dair kesin bir bilgi yoktur. Ancak lakabın nereden geldiğiyle ilgili bazı rivayetler şu şekildedir; lakabı annesinin taktığı, çok eskiden beri hayır yaptığı, yüzünün güzel oluşu, soyunda ayıplanacak bir şey olmayışı ya da Hz. Muhammed’in ‘’Sen Allah’ın cehennemden azat ettiği kimsesin’’ iltifatı ile mazhar olduktan sonra bu lakabı aldığı düşünülmektedir.

Arapça bir kelime olan ‘’Ebu’’ Türkçede ‘’baba’’ anlamına gelmektedir. Hz. Ebu Bekir ismi ise, Bekir’in babası anlamına gelir. Ancak Ebu Bekir’in Bekir adında bir çocuğu olmadığından Hz. Ebu Bekir ismini niçin kullandığı bilinmemektedir.

Ebu Bekir’in Müslüman Oluşu

Hz. Ebu Bekir ilk Müslüman olan kimselerdendir. Hz. Muhammed ilk vahyi Hz. Ebu Bekir ’e haber verdikten sonra Müslüman olmuştur. Cahiliye döneminde Abdül Kâbe olan isminin, Müslüman olduktan sonra Hz. Muhammed tarafından Abdullah olarak değiştirildiği rivayet edilmektedir.

Ebu Bekir’in nasıl Müslüman olduğu hakkında kaynaklarda az bilgi vardır. En çok kabul gören görüş; Hz. Muhammed’in peygamber olduğunu öğrenince, Hz. Muhammed’in yanına giderek kendisiyle görüşmüş ve İslamiyet’i kabul etmiştir. Hz. Muhammed, Ebu Bekir’den söz ederken herkesin onu yalanladığı sırada Hz. Ebu Bekir’in inandığı ve Allah yolunda tüm servetini, canını ve ailesini feda ettiğini söylemesi (Buhari) Ebu Bekir’in ilk Müslümanlardan olduğunun kanıtıdır.

Hz. Ebu Bekir’in Müslüman oluşunda dair bir rivayet ise; Suriye seyahatleri sırasında, rahip Bahira, rahip Nestura ve Yemen seyahati sırasında Ezdli isimli bir bilginle görüştüğü ve Suriye’de gördüğü bir rüya sonrası hemen Müslüman olduğu söylenmektedir. (Mühibbüddin et- Teberi)

Ebu Bekir’in tarihçilere göre tüccar olduğu kabul edilir. Hz. Ebu Bekir zengin ve varlıklı birisidir. Servetinin çoğunu Allah yolunda, İslamiyet’i yaymak için kullanmıştır. Canıyla, malıyla ve ailesiyle Hz. Muhammed’e her zaman destek olmuştur.

Servetini İslamiyet yolunda harcayıp, eski kıyafetler giyen Ebu Bekir’e ‘’Zül- Hilal’’ lakabı, merhametli ve şefkatli oluşundan ‘’Evvah’’ lakabı verilmiştir. Ancak Ebu Bekir’in en çok bilinen lakabı; gayb ile ilgili haberleri hiç tereddüt etmeden kabul ettiği için bizzat HZ. Muhammed tarafından verilen ‘’Sıddık’’ lakabıdır. Sıddık çok samimi, çok sadık anlamlarına gelmektedir. HZ: Muhammed’in vefatı üzerine Müslüman toplumuna liderlik etmesinden dolayı ‘’hilafetü resulillah’’ lakabını almıştır.

Hz. Ebu Bekir’in Gençliği ve Hizmetleri

Hz. Ebu Bekir’ in çocukluğu ve gençliği hakkında pek bir bilgi bulunmamaktadır. İlk Müslüman tarihçilere göre tüccarlık yaptığı kabul görmektedir. Ticaret kervanları ile Yemen ve Suriye arasında seyahat etmiştir. Müslüman olduğu zaman 40 bin dirhem serveti vardı.

Hz. Ebu Bekir Kureyşlilerin ileri gelenlerindendir. Hz. Ebu Bekir’in çevresi tarafından tanınması, bilinmesi ve saygınlığı İslamiyet’in yayılmasında büyük rol oynamıştır. Bu duruma örnek olarak; Hz Muhammed’in Mekkelileri İslamiyet’e gizlice davet ettiği sırada Kureyş’in ileri gelenlerinden birçok kişi Hz. Ebu Bekir sayesinde Müslüman olmuştur. Hz. Ebu Bekir sayesinde Müslüman olan bazı kişiler arasında; Hz. Osman, Talha bin Ubeydullah, Sa’d bin Ebu Vakkas, Abdurrahman bin Avf, Ebu Ubeyde bin Cerrah ve Zübeyr bin Avvam başta olmak üzere birçok kişi Hz. Ebu Bekir sayesinde Müslüman olmuştur.

Hz. Ebu Bekir, Mekke döneminde Kureyşli müşriklerin, Müslüman olduğu için ve Müslümanlıktan vazgeçirmek için işkence ettiği Müslüman köleleri büyük paralar ödeyip satın alıp serbest bırakmıştır. Aynı zamanda yabancılardan, zayıf, güçsüz, erkek ve kadınları sahiplerine büyük paralar ödeyerek satın alıp azat etmiştir. Azad ettiği bazı köleler; Bilal-i Habeşi, Hamame, Ebu Fükeyhe, Zinnıre, Nediye sayılabilir.

Babası Ebu Bekir’in servetini güçsüz, çelimsiz insanlara harcayıp bitirmesinden rahatsız olmuştur. Ebu Bekir’e zayıf ve güçsüz köleleri alacağına, güçlü ve kuvvetli köleleri satın almasını söylemiş ancak Hz. Ebu Bekir satın aldığı kölelerden faydalanmayı düşünmediğini onları azat ettiğini söylemiştir. Bu şekilde Allah’ın rızasını kazanmayı ummuştur.

Ebu Bekir; Mescidi Haram’da bulunduğu bir sırada Utbe bin Rebia ve arkadaşları tarafından öldüresiye dövülmüştür. Kendine gelince annesinden onu Hz. Muhammed’in evine götürmesini istemiştir. Hz. Muhammed’e sağ salim ulaşmış, Hz. Muhammed’i sağ salim gören Ebu Bekir, Hz. Muhammed’e sarılıp ağlamıştır. Daha sonra Hz. Muhammed Ebu Bekir’e yardım eden annesi için dua etmiştir. Ebu Bekir’in annesi Müslüman olmuştur.

616 yılında Kureyşlilerin Müslümanlara işkenceleri iyice artmıştır. Kureyşliler Ebu Bekir’in yüksek sesle Kur’an okumasına engel olması üzerine, dayısının oğlu Haris bin Halid ile Habeşistan’a gitmek üzere Mekke’den ayrılmıştır. Yolda dostu İbnü’d-Düggune ile karşılaşmıştır. İbnü’d- Düggune Kureyşlilerle konuşarak dinini kimseye açıklamama şartı ile Mekke’de kalmasına yardımcı olmuştur. Ancak Hz. Ebu Bekir gizlice ibadet etmeye dayanamayarak anlaşmayı bozmuştur.

Müslümanlar Medine’ye hicret etmeye başlayınca, Ebu Bekir’de Hz. Muhammed’den hicret için izin almak istemiştir. Hz. Muhammed ona acele etmemesini, Allah’ın kendisine bir yol arkadaşı bulacağını söyledi. Hz. Ebu Bekir bunun üzerine Hz. Muhammed ile Medine’ye hicret edeceğini anlamıştır.

Bu olaydan dört ay sonra Kureyşlilerin kendisini öldüreceğini öğrenen Hz. Muhammed, Ebu Bekir’e hicret vaktinin geldiğini söyledi. Hz. Ebu Bekir ile Hz. Muhammed o gece Medine’ye gitmek üzere yola çıkmışlardır.

Müşriklerin kendilerini takip ettiğini bilen Hz. Muhammed, Hz. Ebu Bekir ile beraber Sevr Mağarası’na sığınmışlardır. Müşriklerin mağaranın ağzına kadar gelmesi üzerine korkuya kapılan Ebu Bekir’i teselli etmek için, Hz. Muhammed: ‘’üzülme Allah bizimledir’’ demiştir. Bunun üzerine, mağaraya varan izci girişin örümcek ağı ile kapanmış ve yuva yapmış ve yumurtlamış güvercini görünce Hz. Muhammed ve Ebu Bekir’in mağarada olmadığını düşünmüştür. Bu olaydan sonra Ebu Bekir’e ‘’yar-ı gar’’ lakabı verilmiştir. Bu lakap mağara dostu, can yoldaşı anlamlarına gelmektedir.

Hz. Ebu Bekir Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında yanında 5 bin dirhem getirmiştir. Burada ticarete başlayan Hz. Ebu Bekir kısa süre sonra sıtmaya yakalanmıştır. Bunun üzerine oğlu Abdullah’a mektup yazarak Mekke’de kalan ailesini Medine’ye getirmesini istemiştir. Bunun üzerine Abdullah, kız kardeşleri Esma ve Ayşe’yi, annesi Ümmü Ruman’ı, Hz. Muhammed’in hanımı Sende’yi ve kızı Fatıma ve Ümmü Gülsüm’ü alarak Medine’ye hicret etmiştir.

Halifelik Dönemi

Hz. Ebubekir, Hz. Muhammed’ in 632 yılında vefatı üzerine yapılan çeşitli müzakereler üzerine halifelik görevini üstlenmiştir. Hz. Muhammed’in kızı Fatıma halifelik müzakereleri sırasında Hz.  Ömer ile aralarında geçen tartışma sonucu ölmüştür.

Ridde Savaşları

Hz. Ebu Bekir halifelik sırasında, dinden dönenler, kendini peygamber ilan edenler ve zekât vermek istemeyen kabilelerle savaşmıştır.

Hz. Ebu Bekir, dinden dönme ve isyanlar sonucu Halid Bin Velid’i çeşitli seferlere göndermiş, bu seferlere Ridde Savaşları adı verilmiştir. Orta Arabistan kabilelerinden ‘’Beni Asad’’ kabilesi isyan başlatmış ve diğer kabilelerde buna destek vermiştir.

Halid bin Velid ilk önce isyana Beni Tayy kabilesini kendi safına çekti. 632’de Beni Asad kabilesini yendiler. Ardından birçok kabile Ebu Bekir’in otoritesini kabul etti. Ancak ‘’Beni Yarbu’’ kabilesi Hz.  Ebu Bekir’e bağlılığını bildirmedi.

Halid bin Velid, Yarbu kabilesi üzerine yürüdü, ancak karşısında hiçbir güç bulamadı. Beni Yarbu kabilesi lideri Malik’in karısını esir aldı. Malik bunun üzerine Medine’ye para gönderip af diledi ancak kabul edilmedi. Malik’i yakalayan Haid bin Velid Malik’i orada öldürdü.

Hz. Ebu Bekir İkrama bin Ebu Cehl adlı komutana Beni Hanife kabilesi ile temas kurması için Yamama bölgesine gönderdi. Ona Velid’in ordusu gelmeden çatışmaya girmemesi gerektiğini söyledi. Ancak İkrama Hz. Ebu Bekir’i dinlemeyerek saldırıya geçti ve yenildi.

Hz. Ebu Bekir, İkrama’yı görevden aldı ve bölgede Sürhabil isimli komutanı görevlendirdi. Bu komutanda Velid’in ordusunu beklemeden hücum etti ve yenildi. Velid 13 bin kişilik ordusu ile Hanife kabilesi kuvvetlerine hücum etti ve yenilgiye uğrattı. Bu savaşlar sonrası Suudi Arabistan’ın tümü Müslümanların eline geçti.

Halid vin Velid, Firaz Savaşı sırasında, Bizans İmparatorluğu, Sasani İmparatorluğu ve Arap Hristiyanlar ile savaşmıştır. 15 bin kişilik Müslüman ordusuna karşı 60 bin kişilik düşman ordusu bulunmaktaydı. Halid bin Velid bu savaştan galibiyet ile ayrılmıştır. Velid bu savaşı kazanırsa hacca gideceğine dair yemin etmiştir.

Hz. Ebu Bekir’in halifeliği döneminde Sasani İmparatorluğu’ndan Kadisiye Savaşı ile Irak alınmıştır.

Hz. Ebu Bekir halifeliği döneminde Savaşlarda hafızların birçoğunun ölmesi üzerine Kuran’ı derlettirerek Mushaf haline getirtmiştir.

Bizans İmparatorluğu ile Suriye için çeşitli savaşlar yapmışlardır. Yermük Savaşı devam ederken hastalanıp ölmüştür.

Bu Başlığı Beğenenler
Mavi
Cevap Yazabilmek İçin Giriş Yap Yada Ücretsiz Kayıt Ol