Editör

Hz. Ömer ve Hayatı

26-05-2020 02:18:06



Ömer bin Hattab, İslam ülkesinin Hz. Ebu Bekir’den sonraki lideri, ikinci halifedir. Şii mezhebi mensupları Hz. Ömer’i halife olarak görmezler. Aynı zamanda Hz. Ömer, Hz. Muhammed zamanında yaşarken Cennet ile müjdelenmiştir.

Ömer bin Hattab’ın Doğumu ve Gençliği

Ömer bin Hattab’ın doğum tarihinin 584-583 olduğu tahmin edilmektedir. Bazı İslam tarihçilerine göre Hz. Muhammed’den 10 yaş küçüktür. Hz. Ömer Mekke’de doğmuştur. Baba tarafından soyu Cahiliye döneminde Kureyş kabilesinin sefaretini (elçiliğini) yapan Adi b. Ka’b (Beni Adi) kabilesi mensubuydu. Hz. Muhammed ile Hz. Ömer’in soyu Ka’b b. Lüey’e dayanır.

Hz. Ömer’in Müslüman olmadan önceki hayatı ile ilgili çok bilgi yoktur. Annesi Beni Mahzun kabilesinden Hantama bint Haşim, babası ise Beni Adi kabilesinden Hattab bin Hufeyl’dir. Orta sınıf bir aileye mensup olan Ömer’in babası tüccardı. Babası putperest idi, Hufeyl kabilesinde çok zeki birisi olarak tanımlanmaktaydı.

Ömer çocukluk yıllarında babasına ait sürülere çobanlık yapmıştır. Daha sonra ise ticaret ile uğraşmıştır. Suriye tarafına giden kervanlara katılmıştır. Hz. Ömer içkiye ve kadına düşkündü. Cahiliye döneminde okuma yazma çok nadirdi. Ancak Hz. Ömer okuma yazma öğrendi. Arap edebiyatına ve Arap şiirlerine ilgi duymaktaydı.

Çocukluğunda çobanlık yapan Hz. Ömer; ‘’Babam çok acımasızdı, develeri ve hayvanları güderken dinlenmek için oturduğumda beni döverdi’’ demiştir. Hz. Ömer aynı zamanda, iyi ata biner, iyi silah kullanır, dövüş sporları ve güreş bilmekteydi. Uzun boylu ve kalıplı olan Hz. Ömer pehlivan görünümlüydü. Tüccarlık yaparken Roma ve Pers İmparatorluğu’na gitmiş ve buralarda döneminin ünlü düşünürleri ile konuşmuştur.

Hz. Ömer’in okuma yazma bildiğinden dolayı, Suriye, Mısır ve Irak’ta Kureyş kabilesi adına elçilik yaptığı rivayet edilir. Kabileler arasında çıkan anlaşmazlıklarda çözümlerde büyük rol oynamıştır. Bundan dolayı verdiği kararlara büyük hürmet duyulmaktaydı. Bir savaş durumu söz konusu olduğunda Hz. Ömer elçi olarak gönderildi ve Hz. Ömer’in verdiği bilgilere göre hareket edilmekteydi.

Hz. Ömer’in Müslüman Oluşu

Ömer bin Hattab Kureyş’in ileri gelenleri gibi putperest idi. Hz. Ömer ilk başlarda Hz. Muhammed’e ve İslam’a düşmanlık etmiştir. Hatta kabilesindeki Müslümanlara çeşitli işkenceler yapmıştır. Hz. Ömer 616 yılında Müslüman olmuştur.

Hz. Ömer bin Hattab’ın Müslüman oluşuna dair genel olarak iki rivayet bulunmaktadır. Bunlardan ilki Hz. Hamza’nın Müslüman oluşundan sonra Mekkeli müşrikler tarafından Hz. Muhammed’i öldürmekle görevlendirilmiştir. Yolda Hz. Ömer’in niyetini anlayan ve bir sahabe olan Nuaym bin Abdullah tarafından, gizli Müslüman olan kız kardeşi Fatıma ve kocası Said bin Zeyd yönlendirilmiştir. Fatıma ve Zeyd’in Müslüman olduğunu öğrenen Ömer eve yönelmiştir. Kız kardeşinin evine gelen Ömer Fatıma ve Zeyd’in Kuran okuduğunu görmüştür. Zeyd ve Fatıma o sırada Taha suresini okumakta idi. Ömer okuduklarını kendisine vermelerini istemiş ancak bu isteği reddedilince kız kardeşi ve eniştesini dövmüştür. Kardeşi Fatıma kendilerine Kur’an öğreten ve Ömer’den saklanan Habbab bin Eret’i çağırarak Müslüman olduklarını Ömer’in yüzüne karşı söylemiştir. Ömer bunun üzerine etkilenmiş ve yumuşamıştır. Müslüman olmaya karar veren Hz. Ömer, Habbab’dan Hz. Muhammed’in yerini öğrenmiş ve yanına gidip Hz. Muhammed’e biat ederek Müslüman olmuştur.

Diğer bir rivayete göre ise; Hz. Ömer bir gece şarap içmek için arkadaşlarını aramış, kimseyi bulamayınca Kabe’ye gitmiştir. Hz. Muhammed o sırada Kabe’nin önünde namaz kılmaktaydı. Hz. Ömer Hz. Muhammed’i görünce Kabe’nin örtüsünün altına saklanarak Hz. Muhammed’e yaklaşmıştır. Hz. Muhammed o sırada Kureyşliler’in Kur’an için söylediği; ‘’şairlerin, kahinlerin ve Muhammed’in uydurması’’ sözlerine yanıt olarak inmiş Hakka Suresi’nin 41-46 ayetlerini duyunca Müslüman olmaya karar vermiştir.

Hz. Ömer Hz. Muhammed’i evine kadar takip etmiştir. Hz. Muhammed takip edildiğini anlayınca ‘’ne var ya Ömer’’ demiş, Ömer ‘’Allah’a, resulüne ve onun Allah katında getirdiği şeylere iman etmeye geldim’’ cevabını vermiştir. Hz. Muhammed: ‘’Ey Ömer, Allah sana hidayet nasip etti’’ Ömer’in göğsünü sıvazlamış ve ona dua etmiştir.

Hakka Suresi’nin 41-46. Ayetleri Türkçe meali: ‘’Bu bir şairin uydurması değildir, siz çok az inanıyorsunuz. Bir kâhin sözü de değildir, siz çok az düşünüyorsunuz. O, alemlerin rabbi tarafından indirilmiştir. O, bize istinaden laflar uydurmaya kalsaydı. Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakardık. Sonrada onun şah damarını keser atardık. (Elmalılı Hamdi Yazır Meali)

Bu rivayetlerden ikincisi daha çok söylenmektedir. Bunun nedeni Hz. Muhammed’in ‘’Ya Rabbi! İslamiyet’i Ömer bin Hattab veya Amr bin Hişam ile teyit et’’ duasının bir tezahürü olduğu söylenmektedir.

Hz. Ömer’in Müslüman Olduktan Sonraki Yaşamı

Hz. Ömer Müslüman olduğu gece Ebu Cehil’in evine gitmiş, ona Müslüman olduğunu söylemiştir. Ertesi gün Cemil bin Ma’mer el Cumahi’ye tüm Kureyş halkına Müslüman olduğunu ilan ettirdi. Ömer’in bu kararından güç alan birçok kişi Müslüman olmuştur. Müslümanlar Hz. Ömer’in İslamiyet’e girmesinden sonra ilk kez Kabe’de toplu olarak namaz kılmışlardır. Hz. Ömer’in nüfuzuyla, güç ve kuvveti ile iman etmesi Müslümanlara büyük güç kazandırdı.

Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra sürekli Hz. Muhammed’in yanında bulundu, yanından hiç ayrılmadı ve İslamiyet adına elinden gelen her şeyi yaptı. Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra Medine hicretine kadar geçen 6 yıllık sürede hakkında pek bilgi bulunmuyor. Müslümanlar Medine’ye hicret etmeye başladığında, Hz. Ömer’de yanında ağabeyi Zeyd, karısı, oğlu Abdullah ve diğer akrabaları ile 20 kişilik kafilesiyle Mekke’den ayrılıp Kuba’ya gitti. Kuba Medine şehir merkezine 3 km uzaklıkta bir köy idi. Gün aşırı Medine’ye giderek Hz. Muhammed’i görür, gitmediği günler ise Hz. Muhammed’den öğrendiklerini başkalarına anlatırdı.

Hz. Muhammed bir evde toplanan ensarın erkeklerinden biat alırken, Hz. Ömer’in de ensarın kadınlarından kendisi adına biat almasını emretmiştir. Hz. Muhammed, Hz. Ömer’i ile Ebu Bekir’i Mekke’de kardeş ilan etmiş, İtban bin Malik ile Medine’de kardeş ilan etmiştir.

Müslümanlıktan sonra Hz. Muhammedîn hiç yanından ayrılmayan Hz. Ömer, Hz. Muhammed’in katıldığı büyük savaşlarda bulundu. Ayrıca Hudeybiye Antlaşması, Umretu’l kaza ve Veda haccında da bulundu.

Hz. Muhammed mühim kararlarda Hz. Ömer ile istişare yapmaktaydı. Hz. Muhammed Hudeybiye Anlaşması için Hz. Ömer’i göndermek istedi, ancak Kureyşliler Hz. Ömer’e nefret duyduklarından ve orada onu koruyacak kimsenin olmamasından anlaşmaya Hz. Osman’ın gelmesini istediler. ‘

Anlaşmaya göre; Müslümanlar o yıl hac yapamayacak ve Müslüman olan Kureyşliler geri iade edilecekti. Ömer bu anlaşmaya çok sinirlendi. Anlaşmanın Fetih Suresinde ‘’fethi mübin’’ olarak nitelendirilmesine de anlam veremedi. Medine’ye dönme kararını kabul etmedi, Medine’ye dönmeye Hz. Ebu Bekir tarafından ikna edilmiştir. Daha sonra anlaşmanın sonuçlarını görünce pişman oldu. Kureyşli erkeklerden biat alan Hz. Muhammed, Hz. Ömer’e Kureyşli kadınlardan kendisi adına biat almasını emretti. 630 yılında malının yarısını bağışladı.

Hz. Ömer, Hz. Muhammed öldükten sonra Hz. Muhammed öldü diyenlerin Kafasını koparacağını söylemiştir. Hz. Muhammed öldükten sonra Ebu Bekir’in halife seçilmesinde önemli ol oynamıştır.

Halifelik Dönemi

Ebu Bekir’in vefat etmesi üzerine halife seçilmiştir. Ebu Bekir son günlerinde ashabın görüşleri alarak Halife olarak Hz. Ömer’i tavsiye etmiştir. Hz. Ömer İran, Suriye, Mısır, Kudüs, Azerbaycan, Ermenistan, Horasan ve İskenderiye’yi İslam topraklarına dahil etmiştir.

Bizans ile yaptığı Yermük Muharebesi sonucu; İran, Şam, Lübnan ve Suriye civarını Müslüman toprakları himayesine aldı. Halep kuşatması ve Demirköprü savaşı sonrası Antakyayı ele geçirmiş ve sınırları Kahramanmaraş’a kadar genişletmiştir. Ayrıca 634’de Ecnadeyn Savaşı, Dathin Muharebesi, Firaz Muharebesi, Karyeteyn Muharebesi ile Bizans ordularını yenilgiye uğratmıştır. Sasaniler ile yaptığı Köprü, Kadisiye, Nihavend savaşı sonucu Irak’ın tamamını ve İran’ın bir kısmını ele geçirmiştir.

Hicri 21 yılında Azerbaycan ve Ermenistan’a yapılan sürekli seferler sonrası bu iki bölgeyi, Horasan ve İran’ın tamamını ele geçirdi. Bu topraklardaki insanlar Müslümanların hoşgörüsünü, adaletini görünce kitleler halinde Müslüman oldu, olmak istemeyenlere ise hiçbir baskı yapılmadı.

Hz. Ömer kumandanlarına fethettikleri yerlere yeni şehirler kurmalarını söylemiştir. Ancak İran’da fazla kalmamalarını tavsiye etmiş, bunun sebebi o bölgenin lüks anlayışının Müslümanlara geçmesini engellemek olduğu düşünülmektedir.

Hz. Ömer’in Devlet İdaresi

Hz. Ömer idari, adli, mali ve askeri idareler kurup İslam ülkesini bir düzene oturttu. Hz. Ömer döneminde savaşlardan elde edilen ganimetler ile devlet hazinesi dolmuştur. Hz. Ömer bu bolluktan sonra Müslümanları, İslam’a olan hizmetleri sonucu maaşa bağlamaya karar verdi. İlk önce Divan teşkilatını kurdu. Divan defterinde; ilk başta derece derece Hz. Muhammed’in akrabaları ve Bedir Ashabı’nın isimleri yazmaktaydı.

Kaza mahkemelerini düzene koydu, bunun için valilerden ayrı çalışan kadılar tayin etti. İlk defa İslam devletine ait parayı bastırdı. İlk defa yazılı kararları Hz. Ömer aldı ve vali- kumandanlarla görüştü.

Hz. Ömer adaletli bir hükümdar olarak bilinir, devlet memurları ve valileri her zaman kontrol etmiştir. Kendisi çok fakirdi, aylık geliri 16-20 dirhemdi.

Hz.Ömer’in Ölümü

Mugire, Basra valisi iken edindiği kölesi Ebu Lü’lüe efendisinin kendisinden fazla vergi aldığını söyleyerek Hz. Ömer’e şikâyette bulundu. Bunun üzerine Ömer onun demircilik, nakkaşlık ve marangozluk yaptığını ve verginin adaletli olduğunu söyledi. Ebu Lü’lüe ertesi gün sabah namazında Hz. Ömer’i sırtından hançerledi. Lü’lüe Müslümanlardan kaçamayacağını anlayınca intihar etti. Hz. Ömer ise 3 gün sonra vefat etti.

Bu Başlığı Beğenenler
Mavi
Cevap Yazabilmek İçin Giriş Yap Yada Ücretsiz Kayıt Ol