Yönetici

ibnü’l arabi’ nin hayatı

26-05-2020 13:33:48

İbnü’l Arabi’ nin Hayatı

İbnü’l Arabi, 17 Ramazan 560 ( 28 Temmuz 1165) tarihinde Endülüs’te dünyaya geldi. Endülüs’ün güneydoğusunda Tüdmir bölgesinin baş şehri Mürsiye şehrinde doğan İbnü’l Arabi, eserlerinde yaşadığı yerlere, ailesine ve tanımış olduğu şahsiyetlere yer vermiştir.

İbnü’l Arabi’nin Ailesi

Yaşamı ile ilgili edinilen bilgilerin pek çoğu bu eserlere dayanmaktadır. İbnü’l Arabi’nin babası Ali b. Muhammed idi. Babası Abbâsî Halifesi Müstencid-Billâh’ın kumandanıydı ve Muhammed b. Sa‘d İbn Merdenîş isimli yöre valisi tarafından büyük hürmet görürdü. İbnü’l-Arabî, babasından bahsederken onun çok okuyan ve hadis ilmiyle uğraşan takva sahibi biri olduğundan bahsederdi. Annesinin ismi Nur’du. Annesi Ensar soyundan gelir ve Fâtıma bintü’l-Müsennâ adlı bir kadın velînin sohbetlerine katılırdı. Amcası ve dayıları da yine devrin en önemli sufi ve siyasi şahsiyetleri arasında yer almaktadır. İbnü’l Arabi’nin soyunun cömertliği ile ismini duyuran cahiliye dönemi şairlerinden Hâtim et-Tâî’ye kadar dayanmaktadır.

Tasavvufta Otoriteydi

İbnü’l-Arabî için görüşlerini takdir edenler tarafından 2 farklı lakap verilmiştir. Bunlardan ilki ibnül“Şeyhü’l-Ekber” lakabıdır ki tasavvufta otorite olduğu için verilmiştir. İkinci lakap ise pek çok kişi tarafından günümüzde de bilinen “Muhyiddin” lakabıdır. Bu lakap ise dini ilimlerde müceddid olmasından gelmektedir. Mürsiye, büyük alimin doğduğu dönemde Muvahhidler’in idaresinde bulunmaktaydı ve kumandanları İbn Merdenîş tarafından yönetilmekteydi.

İbnü’l Arabi’nin Çocukluğu

Arabi 8 yaşına kadar bu şehirde yaşamaya devam etti. Daha sonra Endülüs’ün başkenti olan Sevilla’ya göç etti. Burada bulunan bölgenin yeni emiri Ebû Ya‘kūb el-Muvahhidî kültür konusuna önem veren biriydi. Felsefe, tıp ve astroloji ile edebiyat alanlarına özel ilgi duymaktaydı. Etrafında İbn Tufeyl, İbn Rüşd ve İbn Zühr gibi devrin önemli ilim erbabı yer almaktaydı. Ayrıca etrafında pek çok şair de yer almaktaydı. İbnü’l-Arabî, şehre bu denli kültür ortamının bulunduğu bir dönemde gitti.

İbnü’l Arabi’nin Gençliği

Kendisi tarafından büluğ çağ zamanında manevi inzivaya çekildiği bilgisi verilmektedir. Bu inziva manevi bir işaret ile gerçekleşmektedir. İnziva süresi bazen 14 ay kadar halvet ve riyazetler neticesinde devam etmektedir. Bu sürelerden sonra yine kendisinin ifadesi ile büyük alime marifet kapılarının yavaş yavaş açıldığını öğreniyoruz. Henüz 14- 15 yaşlarındayken İbnü’l-Arabî, İbn Rüşd’ün dikkatini çekmeyi başarmıştır. İbn Rüşd genç ile görüşmek için babasından izin almıştır. Bu görüşme onun felsefeye bakış açısında büyük gelişmeler gösterecektir.

İbnü’l Arabi’nin Aldığı İlimler

Büyük alim tarafından ilk Kur’an dersi ise “ehl-i tarîk” olduğu bilinen komşusu Abdullah el-Hayyât’tan alınmıştır. İbnü’l Arabi, ilk halvetinde Peygamberimiz ile gerçekleştirdiği manevi görüşmeden bana sımsıkı tutun ifadesini hadislerine tutunmak olarak anlamıştır. Bu sebep ile de uzun bir süre hadis ilmi ile meşgul olmuştur. 18 yaşına geldiğinde ise Lahmî’den kırâat-i seb‘a ve aşere gibi dersler almaya başlamıştır. İlk müridi Ebü’l-Abbas el-Uryebî olan büyük alim gerçek tarik yoluna ise Hızır ile görüşmesinden sonra iltibas olur. 26 yaşına geldiğinde ise İbnü’l-Arabî Tunus’a gider. Burada bir süre kalır ve devrin büyük sufileri ile görüşür. İşbili’ye daha sonra döndü ve sonrasında ara ara Fas’a gitti. Fas’ta 4 yıl kalarak burada pek çok sufi ile tanıştı. Son olarak ise Gırnata ve Kurtuba’ya geçti. 596 yılında ilk defa hacı oldu. Hac görevinden sonra Kuzey Afrika’ya döndü. Burada Ebû Medyen ile görüşmek istedi fakat Ebû Medyen’in vefatından dolayı bu durum mümkün olmadı. Görüşemese de hayatı boyunca Ebû Medyen’inin ruhaniyetinden istifade etti.

 597 yılında Hac’ca gitme üzere Tunus’tan ayrıldı. Hac yolculuğu sırasında yaya olarak öncelikle Mısır, daha sonra Kudüs ve son olarak Mekke şehrine girdi. 598 yılında ise Medine şehrine geçti. Peygamberin kabrini ziyaret eden Arabi daha sonra Mekke’de ders halkalarına oturdu. Kabe’yi muhatap alarak yazdığı eseri Tâcü’r-resâʾil burada toplandı. Ayrıca 23 yıl boyunca yazdığı eseri el-Fütûḥâtü’l-Mekkiyye, ilk defa burada kendisine ilham edilmeye başlandı. İbnü’l-Arabî Mekke’den sonra Bağdat ve Musul ziyaretlerinde bulundu.

Anadolu Yolculuğu Ve Evlilikleri

Burada pek çok alim ile bir araya geldi. Haziran 1202 yılında ise İbnü’l-Arabî, Malatya’ya geldi. Buraya kadar Sadreddin Konevî’nin babası Mecdüddin yanında bulunuyordu. 1. Gıyaseddin Keyhüsrev eski dostu Mecdüddin İshak’ı yanına çağırıdığında İbnü’l Arabi da onunla Konya’ya gitti. Bir müddet Konya’da kaldı. Daha sonra Halep, Kudüs, Mekke ziyareti gerçekleştirdi. Daha sonra Malatya’ya yerleşti. Dostu Mecdüddin İshak vefat ettiğinde ise vasiyeti doğrultusunda Mecdüddin İshak’ın dul kalan eşi ile evlendi. Oğlu Sa’deddin Muhammed’in dünyaya gelişi büyük ihtimalle burada oldu.

 İlk evliliğini memleketin ileri gelenlerinden biri olan Abdûn el-Bicâî’nin kızı ile yaptı. Daha sonra 2. Defa Mekke’de Haremeyn Emîri Yûnus b. Yûsuf’un kızı ile evlilik gerçekleştirdi. İkinci evliliğinden Muhammed İmâdüddin adında oğlu dünyaya geldi. Üçüncü evliliği ise Sadreddin Konevî’nin dul annesi ile yaptığı evliliğidir. Son olarak ise Dımaşk Mâlikî kadısı Zevâvî’nin kızı ile evlendiği bilinmektedir.

İbnü’l Arabi’nin Vefatı Ve Kabri

22 Rebîülâhir 638 (10 Kasım 1240) tarihinde İbnü’l-Arabî Dımaşk’ta Benî Zekî’lerin mâlikânesinde vefat etmiştir. İbnü’l Arabi’nin vefatı sonra büyük alim Kasiyun dağı eteğinde bulunan kabristana defnedildi. Sâlihiye semtinde bulunan bu kabristan, Kadı Muhyiddin İbnü’z-Zekî ailesinin kabristanıydı. Pek çok İslam aliminin başına gelen talihsiz olaylar İbnü’l-Arabî’nin de başına geldi. Vefatından sonra iki oğlunun da yanında bulunduğu bu kabristan unutuldu. Bu durumda Şam bölgesinde yaygınlık kazanan tasavvuf karşıtı akımların oluşturduğu aleyhte propagandanın büyük etkisi bulunmaktaydı. Bu propagandalar neticesinde ilk olarak kabir bakımsız kaldı sonrasında ise unutuldu.

 Yavuz Sultan Selim tarafından yapılan Mısır seferinde kabir açığa çıkarıldı. Yavuz Sultan Selim sefer dönüşünde Şam’da ilk iş olarak kabrin yerini tespit ettirdi. Daha sonra kabrin üzerine bir türbe inşa ettirdi. Türbe yanında bir cami ve tekke de yine Yavuz Sultan Selim tarafından inşa ettirildi. II. Abdülhamit Han döneminde ise türbe yeniden tamir ettirildi. Türbe günümüzde hala sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir. Abdülvehhâb b. Ahmed eş-Şa‘rânî’nin nakli ile İbnü’l-Arabî’nin kabrinin harap olacağını önceden bildiğini öğreniyoruz. Bu nakle göre İbnü’l-Arabî, kabrinin Yavuz Sultan Selim tarafından ihya edileceğini de biliyordu. Bugün en önemli İslam alimleri arasında görülen İbnü’l-Arabî’nin hayatı pek çok yerde eğitim alarak geçmiştir. Aynı şekilde büyük alim dünyanın pek çok yerinde dini eğitimler de vermiştir

Eserlerini Meydana Getirişi

 İbnü’l-Arabî, eserlerini herhangi bir müellif gibi meydana getirmemiştir. Düşünmeden ve ilahi şekilde gelen bilgiler ile yazıldığı bilinen eserler zihinsel ürünler değildir. Eserlerin meydana gelişi bir doğum sancısına benzetilmektedir. Allah’tan gelen mevaridler, kalbini yaracak şekilde ve ciğerlerini parçalayacak şekilde bulunmaktadır. Bu mevaridlere daha fazla dayanamayan İbnü’l-Arabî, eserlerini ortaya çıkarmaktadır. İslam dinine ya da görüşlerine bakıldığında İbnü’l-Arabî’nin görüşlerinin sadece başka din mensuplarına karşı olmadığı görülmektedir.

 Büyük İslam alimi diğer dinlere mensup olan filozoflar ve düşünürler için gösterdiği tutumu ve eleştiriyi aynı şekilde Müslüman düşüncelerini sergileyenlere karşı da göstermiştir. Müslümanları kendi içinde derecelendirmiştir. Ona göre ümmetin geneli avamdır. Yani halktır. Ümmet içinde yer alan özel kısmı ise havas olarak adlandırmıştır. Havas dışında bu grupta fakihler, kelamcılar ve filozoflar da yer almaktadır. En seçkinler ide havvasü’l- havas olarak adlandırılır.

Cevap Yazabilmek İçin Giriş Yap Yada Ücretsiz Kayıt Ol